Anasayfa Akupunktur Akupunktur Geleneksel Kavramlar..
  Akupunktur Tarihçesi
  Akupunkturun Fizyolojik Etkileri
  Dolaşım Sistemine Etkisi
  Hipertansiyona Etkisi
  Kan Değerlerine Etkisi
  Sinir Sistemine Etkisi
  Sindirim Sistemine Etkisi
  Solunum Sistemine Etkisi
  Geleneksel Kavramlar
  Yin ve Yang
  Zang ve Fu
  Beş Element Kanunu
  Akupunkturun Bilimsel Temelleri
     
 
Geleneksel Kavramlar
 
Akupunktur bilimsel bir tedavi yöntemidir. Bu nedenle akupunktura bilimin yöntemleriyle yaklaşmak her akupunkturistin öncelikli görevidir. Bu noktada akupunkturun etki mekanizmasının açıklaması da bilime uygun olmalıdır.
Akupunkturu; Geleneksel Çin Tıbbının bir komponenti olarak değerlendirip ve bu yapı içinde felsefi kavramlarla açıklamaya çalışmak yolumuzda ilerlememizin engeli olmaktan başka yarar getirmeyecektir.
Bununla birlikte akupunkturun felsefi açıklamalarının yol gösterici etkisini de gözardı edemeyiz. Bu nedenle geleneksel bilgilerin yola çıkarıcı olduğunu, bilimin yarattığı bilgilerin ise yolda yürümemizi sağlayacağını unutmayalım.

QI

Geleneksel Çin Tıbbı(GÇT) yapısı içersinde qi, kan ve vücut sıvıları ile birlikte vücudun normal vital aktivitesi için temel elemanlardır. Genel olarak değişik organ ve dokuların fonksiyonel aktivitelerinde ortaya çıkarlar. Qi, kan ve vücut sıvıları, zang-fu , meridyenler ve kollateralleri GÇT’nın insan fizyolojisinin teorik temelini oluştururlar.

QI değişik fizyolojik, patolojik durumlarda ve klinik tedavilerin farklı metodları içinde ortaya çıkar. Örneğin: Temiz qi, kullanılmış qi, gıdalardan alınan qi; bu qi çeşitleri materyal qi olarak kabul edilir ve bunlar karaciğerin, dalağın, böbreğin ve midenin qi’sidirler. Fonksiyonel qi ise meridyenler ve kollaterallerdeki qi’dir.
Yapısal qi; vücutta yayılış, kaynağı ve fonksiyonları olarak üç bölümde incelenir. Kaynak qi böbrek qi’si olarak da bilinir. Anne ve babadan kalıtımla gelir, aynen taklit etme fonksiyonu ile tanınır. Saf qi ve gıdaların özünden gelen qi: doğumdan sonra gıdalardan ve atmosferden alınırlar, kazanılmış qi olarak da adlandırılır. Bu iki çeşit qi göğüste buluşarak asıl qi’yi oluştururlar. Bunun asıl fonksiyonu kalp ve akciğerleri beslemek, bu organların kan ve damarlar üzerine olan etkisini ve solunumun düzenlenmesini sağlamaktır.

Besleyici qi ve koruyucu qi: Gıdaların öz yapılarından oluşurlar. Besleyici qi damarların içinde dolaşır ve dokuları besler. Koruyucu qi ise damarların dışında dolaşır, kaslara ve cilde dağılarak onları ısıtır, deri altı dokuları besler, porusların açılıp kapanmasını kontrol eder, sonuç olarak vücudu dışarıdan gelen etyolojik faktörlere karşı korur. Bu görevinden dolayı koruyucu qi adını alır.

Geleneksel Çin Tıbbına göre insan vücudunda bulunan enerji akupunktur noktalarını birbirine bağlayan ve meridyen adını verdiğimiz enerji nakil hatları üzerinde dolaşmaktadır. İnsan vücudunda YİN ve YANG olarak adlandırılan iki ana kutbun olduğu kabul edilmektedir.

Hayat enerjisi olarak da tanımlayabileceğimiz qi insan vücuduna kalıtımla girer ve sonra alınan gıdalarla takviye edilir ve fiziksel ortam şartları ile de şekillenmektedir.

Bir başka değişle hayat enerjisi qi meridyenlerde akarak vücutta dolaşmaktadır
Bu enerjinin kısımları ise kalıtım enerjisi , solunum enerjisi, beslenme enerjisi, temel enerji, koruma enerjisi, psikolojik enerjidir. Bu enerjiler arasında devamlı bir bağlılık ve değişme ilişkisi olup enerji akışındaki aksaklıklar ise insan vücudunun hastalanmasına neden olmaktadır. Bu aksaklıklar örneğin dış etkenlerle, tabiat değişiklikleri ile ya da iç etkenlerle ortaya çıkabilir.

KAN

Besinlerin özü, sindirim ve absorbsiyon yolu ile alınır. Böbrek öz cevheri depo eder. Böbrek öz cevheri kemik iliğini oluşturur bu da kan ‘a dönüşür. Bundan dolayıdır ki kan; gıdaların öz cevheri ile böbreğin öz cevherinin birleşmesiyle şekillenir. Kan; besleyici qi, vücut sıvıları ve böbreğin öz cevherinden oluşmuştur. Kan ve qi birbirleri ile yakın alakalıdırlar, oluşum ve dolaşım için kan qi’ye bağlı iken , qi’de oluşum ve dağılım yönünden kan ile bağlantılıdır.
Klinik olarak qi yetersizlik durumları kanın yetersizliğini oluştururken; kanın yetersiz kaldığı durumlar sıklıkla qi’nin yetersizliği ile sonuçlanır.
Qi’nin vücutta herhangi bir yerde durgunlaşması, kanın da durgunlaşmasına neden olurken bunun tersi de her zaman oluşabilir.

VÜCUT SIVILARI
Besinlerin ve içeceklerin absorbsiyonu ile vücut sıvıları oluşur. Bu kanın içinde ve dokular arasında bulunur.
Vücut sıvıları iki tiptir: Berrak ve ince tipi kaslara ve cilde nüfus eder , kasları besler ve cildi nemli tutar. Bulanık ve koyu kıvamlı olanı eklem boşluklarında , beyinde ve vücut giriş yerlerinde bulunur. Bu sıvılar eklemlerin kayıcılığını, beynin koruyuculuğunu, vücut girişlerinin ıslaklığını sağlar. Ter, idrar ve tükrük salgıları da vücut sıvılarından oluşur. Kan çok miktarda vücut sıvıları içerir.
Vücut sıvılarının durumu kan, idrar ,ter ve tükrük salgılarının fizyolojik ve patolojik durumları ile yakın alakalıdır.

Binlerce yıl önce Amerikan ve Avrupalı bilim adamları atomları, elektronları ve elektriği keşfetmeden önce, Çinliler “Yin” ve “Yang” enerji faktörleri arasında dengede bulunan evren düşüncesini geliştirdiler.
İnsan vücudunu, sağlıklı olabilmesi için “Yin” ve “Yang” vücut enerjileri arasında dengede olması gereken bir mikrokozmos olarak tanımladılar. Vücudun her bölümü de aynı şekilde düzgün çalışması için bir diğer mikrokozmos olarak tanımlandı. Hastalık semptomlarının sebebi olarak vücudun bazı bölümlerindeki Yin ve Yang’ ın dengesinin bozulduğunu düşündüler. Bu denge bozulması yaralanma veya bakteri istilası olarak düşünülebilirdi. İşte akupunktur tedavisinin amacı, vücudun tamamında ve ilgili kısmındaki Yin ve Yang’ ın dengesini kurmaktı.

Yin ve Yang kabaca negatif ve pozitif yüklenmiş elektrik akımıyla eşleştirilebilir.


Akupunktur pratiği vücuttaki enerji akışı konusundaki teorileri temel alır ve içsel bozuklukların dışsal iyileştirilmesi olarak tanımlanabilir. Çinliler bu teorileri binlerce yıl önce geliştirdiler ve vücudun zaruri organlarına giden ve gelen enerji iletim meridyenlerinin diyagramlarını çizdiler. Aynı düşük-gerilim elektriği gibi bu vücut enerji iletiminin ana kanalları gözle görülmez ve kadavralar üzerinde de yoktur. Uzun deney yılları sonucunda Çinliler bu meridyenler üzerinde belirli noktalara yüzeysel olarak sivri cisimler batırıldığında ağrının azaldığını veya bu noktalardan biraz uzaktaki bölgelerde iyileşmeler olduğunu keşfettiler. Bu noktalara batırılan iğnelerin Te-Chi adını verdikleri özel bir uyarı yarattığını gördüler. Derinin yan yana olan alanlardaki noktalara batırılan iğnelerin bu uyarıyı yaratmadığını keşfettiler.
Ağrının sinir yolları üzerinden iletildiği yolundaki araştırmalarımız akupunktur teorisiyle birbirine uyar, fakat bioelektriğin iletimi için tamamen sinir liflerine bağlı olmadığını daha yeni onaylamaya başlıyoruz. Modern embriyoloji bilgisi doğumdan sonra birbirinden tamamen ayrı gözüken vücut bölümlerinin olağan fiziksel incelemede belli olmayan bir tarihsel ilişki ve kökü olduğunu açıklamaya yardımcı olur. Modern elektronik cihazlar akupunktur noktalarının eski Çinlilerin gösterdiği yerlerde tam olarak bulunmasını sağlar. Bu cihazlar akupunktur noktasında onu saran dokulara göre daha alçakta kalan elektrik direncini ölçerler.